Kütle çekimi yoktur!

İlk enerjiyi sönümlemeye çalışan bir madde evreni vardır!
İlk enerji tesiriyle oluşan, galaksilerin, üst ve alt grup sistemlerin, yıldızların, gezegenlerin vs. konum, hız ve ivme sirkülasyonlarının oluşturduğu basınç katmanları vardır!
Basınç katmanlarında madde, yapıtaşları itibariyle denge durumuna doğru eleklenerek ayrışmakta ve yeni formlar kazanmaktadır!
Literatürde canlı ve cansız olarak tanımlanan her şey bir sönümlenme mekanizması ürünüdür!
Not: Eksen yörünge yönü gezegen yörünge yönüyle aynıysa – değilse + işaretlidir.
Tıpkı hızının sınırlarına ulaşan bir aracın maruz kaldığı titreşim gibi galaksinin dış uzaydaki hızının, galaksi içerisindeki yıldızlar üzerinde, yıldızların ise galaksi içerisindeki yörünge hızının yıldız sistemindeki gezegenlerin üzerinde, gezegenlerin yörüngesindeki hızlarının da uyduları üzerinde bileşke etkisi vardır ve bu etkinin atomun iç yapısına indirgenmiş işlevselliği vardır!
Sadece yörünge hızları değil eksenel hızlar ve ivmeler de bir bileşke etki oluşturur. Tüm hız ve ivme değerlerine çevresel diğer hareketler ve konumlanmalar da derecelendirilerek eklendiğinde ortam koşulları daha sağlıklı yorumlanabilir!
Etki tepki ile verinin ışık hızına yakın iletilmesi gibi, ışık hızı bariyerinin faz değiştiren bir yoğunluk gibi davrandığı da düşünüldüğünde ışığı, akış yönünde vidalayacak kulaçlama etkisinin hız aşımını sağlayacağı öngörülebilir!
Canlı fizyolojisi olarak ara adımları atlayarak ışık hızını geçmeyi öncelemenin getirisi olmayacağından esas olan, Güneş sistemi içerisindeki ulaşım ağlarının tesisi üzerine odaklanmak olmalıdır!
Üst ve alt ölçekteki değişken ortam koşullarına uygun, en az sabit değer kabulüyle, mümkünse hiç sabit değerleri kullanmadan, hareket denklemlerinin kurularak akıştaki girdaplara, kıyılarına vs anlık veri ile güzergah çizmek için konuşlanmış uzay fenerleri, şamandıralar ile ulaşım ağı ve limanlar inşa edilmeli, uzay madenciliği ile arge çalışmaları hız kazanmalıdır!
Deneysel veri olarak temsili evrensel kütle çekim sabiti kabul edilen G değeri Güneş sistemi içerisindeki gezegenlerin Güneş’e ortalama mesafede ortalama yörünge hızlarını içermekte fakat gezegenlerdeki dinamik atmosfer ve yer koşullarını içermemektedir. Öyleki kendi eksenlerindeki dönüş hızları ile yörünge hızlarının bileşkesindeki değişkenlik, uydu etkisinin değişken vektörü de dikkate alınarak yerkabuğu hareketlerinin incelenmesi ve bilimsel literatüre dahil edilmesi önemlidir!
Galaksi merkezinden çok daha uzak gezegenlerin de yörünge hızlarının Güneş’in yörünge hızına yaklaşık eşit olması gibi değerlendirmelerle galaksi içerisindeki çekim alanını karşılayacak kütlenin yetersizliğini öne sürmekle Asya kıtasının Avrupa bölgesindeki bir tür ortaçağ büyücülüğü bakış açısıyla karanlık madde gibi bir hokus pokusun bilime bariyer olarak dahil edilmesine karşın galaksi merkezinin çekim oluşturmadığı, yıldızlarının yörünge mesafeleri de dikkate alındığında galaksi çeperinden merkezine doğru tıpkı iletken bir telde verinin taşınması gibi bir etki tepki deseni ile her şeyin denge konumuna doğru itildiği, yani hesabın tersten yapıldığı durumda sistemde karanlık madde enerjisinin vs olmadığı anlaşılmaktadır!
Düşünsel deney: Galaksinin dış uzaydaki hızına görece hareket etmeyen yıldız büyüklüğündeki bir kütle Güneş’in yörüngesinde sabit duruyor olsa ne görürüz, hiç bir şey; hız sıfır ve ışık da yaymaz ama ona yaklaşık 220 km/sn üstünde hatta galaksinin hızı olan yaklaşık 550 km/sn bir hızla çarparız… Karadeliğe düşmüş gibi… Arabayla 220 km/sa hızla giderken sert bir şekilde frene basarsan ne olur… Karadelikler üzerine düşünülmeli, tekrar ve tekrar! Hareket etmiyor oluşu bir yana, mevcut hareketlilerin etki tepki desenine dahil olduklarında sistemin deseninin şekil bozulması bile… Evet, karadelikler üzerine düşünülmeli, karanlık madde ve enerjisinin değil, karadeliklerin üzerine..!

Yalçın Başkaya
[…] Yer Çekseydi Savrulmazdık… […]