Kuramsal Test

OrhOn 01

Analiz Konfigürasyonu

Konum Yönetimi

Zaman & Hesaplama Sıklığı

Hesaplama...
Deneysel Modül

Gezegen Parametreleri

Uydular (Σ Etkisi)

Formül & Değişkenler

~~~~~~~~

An, hareketlilerin konumsal resmidir ve iki resim arasındaki fark zamandır. Ve muazzam hızlarla birbirlerini gölgeleyen gezegenler, nesneler... titreşim, atomları dans ettirerek önümüze bir çorba koyan..!

Hesaplama Denklemi

g = [ (2π·DG / TYıl) - sin(hG)·(2π·RD / TGün) - Σ [ cos(αi)·(2π·Rsarsıntı,i / Tuydu,i) ] ]² · DG · MD / (MG · RD²)

~~~~~~~~

  • DG : Güneş'e Olan Uzaklık (Ana hız kaynağı)
  • hG : Güneş'in Tepedeki Konumu (Saat kaç?)
  • TYıl : Bir Yılın Süresi (Güneş etrafındaki turu)
  • TGün : Bir Günün Süresi (Kendi etrafındaki turu)
  • RD : Gezegenin Genişliği (Yarıçap)
  • MD / MG : Gezegenin Ağırlığı / Güneş'in Ağırlığı
  • Σ [...] : Tüm Uyduların Yarattığı Toplam Sarsıntı
  • αi : Uydunun Konumu (Evresi)
  • Rsarsıntı : Uydunun gezegeni merkezden kaçırma miktarı (Yalpalama)

Veriler Nereden Geliyor?

Bu sistemdeki değerler rastgele değildir; 3 farklı kaynağın birleşimiyle saniyelik olarak üretilir:

  • 1. NASA/JPL Sabitleri (Kimlik Kartı):
    MD, MG, RD gibi değerler, gezegenlerin değişmeyen fiziksel özellikleridir. Bu veriler NASA'nın halka açık veritabanından alınıp sisteme gömülmüştür.
  • 2. Senin Girdilerin (Konum ve Zaman):
    Seçtiğin şehir ve tarih bilgisi, hesaplamanın "Nerede ve Ne Zaman" yapıldığını belirler.
  • 3. Anlık Hesaplamalar (Kepler - Yörünge Denklemi):
    Gezegenin güneşe olan uzaklığı ($D_G$) sabit değildir, elips yörüngede sürekli değişir. Sistem şu formülü kullanır:
    DG = a · (1 - e · cos(θ))
    a: Yörünge Yarıçapı (Semi-Major Axis)
    e: Yörünge Basıklığı (Eccentricity)
    θ: Gezegenin anlık açısı (Anomali)
  • Özel Hesap: Sarsıntı (Barycenter Formülü):
    Gezegenin uydusu yüzünden merkezden ne kadar saptığı ($R_{sarsıntı}$) şu fizik formülüyle hesaplanır:
    Rsarsıntı = (muydu · Duydu) / (Mgezegen + muydu)
    muydu: Uydunun Kütlesi (Sarsıntıyı yaratan güç)
    Mgezegen: Gezegenin Kütlesi (Direnen güç)
    Duydu: Uydu ile Gezegen arasındaki mesafe

~~~~~~~~

1. Uzay Tüneli ve Sürtünme:
Gezegen uzay boşluğunda giderken, sanki görünmez bir tünelin duvarlarına sürtünüyormuş gibi basınç hisseder. Bu "Yerçekimi" dediğimiz savrulma-itim dengelenmesinin ana kaynağıdır. Güneşin Samanyolu galaksisinden, galaksilerin de hem birbirlerinden hem de bir üst galaksiler kümesinden gölgelendiği, bu üç boyutlu bası merkezlerindeki kütlelerde dinamik dış hareketten kaynaklı odak sapmaları ve canlı cansız(herşey canlıdır aslında!) yaşam...
İki nokta arasındaki en kısa yol her zaman bir doğru değildir; iki nokta arasındaki en kısa yol, mesafeyi uzatsa da en erken vardırtan güzergahtır. Ve şamandıralar serpeceğiz yakın uzaya, uzay fenerleri ve türbülanları akıntıları ve ters akıntıları kullanacağız, ışığı kulaçlayacağız ve belki bir gün ışıktan hızlı...

2. Gece/Gündüz Etkisi (Dönüş):
Gezegen kendi etrafında dönerken bu hızı etkiler:

  • Gece: Yüzey uzay boşluğuna (duvara) doğru döner. Hızlar toplanır, sürtünme artar, yerçekimi artar.
  • Gündüz: Yüzey Güneş'e (içeri) doğru döner. Hızlar birbirinden çıkar, yerçekimi azalır.

3. Uydu Sarsıntısı (Yalpalama):
Ay veya diğer uydular, gezegeni dümdüz giden bir araba gibi değil, sağa sola yalpalayan bir araba gibi sarsar. Bu sarsıntı, basıncı (yerçekimini ~ itim dengesini) sürekli dalgalandırır.

Önsöz

Yörüngelerinde hareket eden gezegenler, yıldız sistemleri ve galaksiler… Her birinin birbirlerine göre anlık hareketleri… Yaptıkları savrulma hareketinin zaman dilimleri içerisinde oluşturduğu dinamik basınç… Ve yine, birbirlerinin basınç etkisine maruz kaldıkları bir uzayda büyük itenler vektöründen küçük itenler vektörüne doğru dinamik olarak değişen bileşke vektörler… Yön, hız ve bunları birbirine bağlayan ivme ile birlikte bir yörünge…

Uzayda Güneş'in ardında, etrafında dönüyormuş gibi savrularak yörüngesinde devasa mesafeleri en yüksek hızlarla kateden ve bu da yetmiyormuşçasına Güneş'in izlediği yörüngede ardı sıra bir o kadar daha devasa hız toplamıyla mesafe kateden bir dünya… İnsan bedeni saatte kaç kilometre hıza dayanabilir ki! Fakat asıl hıza maruz kalan, insan bedenini içinde barındıran ortam… Peki nedir bu ortam… İlk etapta akla elementler tablosundaki atom kütleleri geliyor… Ve Dünya… Dünyayı içten dışa çevreleyen tabakaların basıncı(!) etkisinde patlamaya hazır kaynayan bir çekirdek mi(!), yoksa onu kuşatan farklı yapıdaki elementler mi(!) bizi çekiyor(!)… Yoksa her bir tabaka, içeriğindeki maddenin yapısına göre iki basınç arasında kendi dengesini bulmaya çalışanların akışkanlıkla toplandıkları bir konum mu… Denge hattı, girişik katmanlar…

Bedenimizin bir kısmı basınç altında ait olduğu yere, toprağa; bir kısmı maruz kaldığı daha az basınçla ait olduğu yere, havaya ve bir kısmı ise bu basınçtan neredeyse en az etkilenen olmakla (ruh gibi) ait olduğu yere karışıyor… Yani dengeleneceği konuma akıp gidiyor! Sahip olduklarımızı neyle beslersek o oluruz, bizi biz yapan… Ve yaşam boyu her bir bileşenimiz eleklenip ait olduğumuz yerlere doğru dengelenmek üzere itilerek dağıtılırız. Din anlayışımızın da tekliği ve yekliği teyit ettiği gibi… Tahayyül edebileceğimiz kadar eskiye, hiçbir zaman aslında aynı konumda olmayan ve aynı güzergahtan geçmeyen, daha önce geçtiği ve artık bizlere çok uzak olan konumlar da düşünüldüğünde, Dünyadan evrenin çok geniş bir alanına yayılmakta olan ruhlarımızı kaptan dökülen suyun sürekliliğiyle salarken anı anına dünyadaki tecrübelerimizle kodlayışımız, sonrasında onu irademiz dışında ait olduğu yere dengelenmek üzere sürükleyecek kuvvetin okuyacağı adres tarifi gibi iken; o bir bütünlük arzeden kuvvetin Sahip'inin imtihan alemi bu olsa gerek diye insan kendini düşünmekten alıkoyamıyor… Özetle: Bir elek, bir itki, eleniş ve adalet… Denge…

Işığın hızı, hızın hali… İnsan kumda, suda yüzdüğü gibi yüzemez… Fakat göreceli olarak, kıpırdadığı an, kumdan hızlı hareket etmiş olur… Tıpkı ışık hızı betonu gibi! Beton çivisini çakmak için anlık gereksinim duyulan güç girdisi enerji ile hiç vidanınki bir olur mu… Farklı veri listesi devreye girse de, yerine göre birbirleri yerine kullanılması gerekliliğini gözardı etmeyen dinamik bir denge denklemi problemini doğru çözecek verilerin belirlenmesi, mevcut verilerin doğru tanımlanmış olmasını gerekli kılmaz mı… Evrensel ölçekte, gölgelenmiş kuvvetlerle ivmelenen temas hatları akışkanlığında savrulmaya dayalı dinamik basınç etkisinin, yerçekimi olarak göreceli gözlemlenebildiği dünyamızda… Yapı ve zemin etkileşimi, yani ortam dengesi (…insan bedenini içinde barındıran ortam dengesi…) hesabını basite indirgeyen varsayımları besleyen verileri, veri işleme ve analiz hızı teknolojilerindeki gelişmelerle orantılı olarak dinamik değişkenlikteki verilerle desteklemek uyumlanabilir yapı bileşenlerinin kimliği üzerine çalışmaların çıktılarını da çeşitlenecektir; hem dünyada hem de uzayda.

...
Yalçın Başkaya (OrhOn)